enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhpEğitimTeknolojiKadınModaGüzellikOkulSahurSatsi
DOLAR
8,7540
EURO
10,3892
ALTIN
496,61
BIST
1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Pazar Gök Gürültülü
25°C
Pazartesi Gök Gürültülü
26°C
Salı Gök Gürültülü
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
27°C

“Müsilaj sonuç”

Yıllardır konuşulan deniz kirliliği Marmara Denizi’ni kaplayan müsilaj ile görünür olunca, konu gündemin en önemli maddelerinden biri haline geldi. Giderek yayılan hatta son olarak Karadeniz’de de görülen deniz salyası dünyanın en genç ve en kendine has denizlerinden Marmara’nın bitirildiğinin bir kanıtı. MAREM (Marmara Environmental Monitoring – Marmara Çevresel İzleme) projesi yürütücüsü, hidrobiyolog Levent Artüz bugünlere nasıl gelindiğini, yaşanan olayın boyutlarını ve ne yapılması gerektiğini haberturk.com’a anlattı.

“Müsilaj sonuç”
10.06.2021 10:45
0
A+
A-

1954 yılında Et ve Balık Kurumu’nda balıkçılığın düzenlenmesine yönelik başlatılan MAREM (Marmara Environmental Monitoring – Marmara Çevresel İzleme) projesi bugün dünyada yapılmış en uzun izleme projesi. Müsilajla ilgili de önemli çalışmalara imza atılan proje yürütücüsü hidrobiyolog Levent Artüz “Müsilaj bir nihai ürün. Bir yumurtanız vardı -müsilaj yumurtanın akıyla özdeş bir yapıdır- siz bunu Mart ayında denize kırdınız. O zaman içerisinde pislikleri bünyesinde topladı bugüne geldi” dedi.

Şu anda Marmara Denizi’nde ortaya çıkan manzaranın 40 seneye yayılabilecek bir hikaye olduğunu belirten Artüz “Süreç Haliç gözlerimin renginde olacak sloganıyla başladı. 80’lerde İstanbul büyürken altyapı yetersizliği için, neoliberal politikaların devreye girmesiyle palyatif çözümlere yönelindi. ‘Atıkları hiç arıtılmaksızın alt akıntıya deşarj edersek Karadeniz’e gider’ dediler. Çok karşı çıkıldı ama uygulandı” dedi.

Levent Artüz 1989’da başlatılan Derin Deniz Deşarjı uygulamasının olumsuz sonuçlarının da hemen görüldüğünü belirterek “Marmara Denizi’nin yerli balık türlerinin çok büyük bir bölümünü o dönemde tamamen kaybettik” şeklinde konuştu. “1989’u Marmara Denizi’nin ölüm tarihi olarak rahatlıkla kabul edebiliriz” diyen Artüz “Çok genç ve özgün bir yapıya sahip dünya harikasını o tarihte kaybettik” ifadelerini kullandı. Müsilajın ilk kez 2007’de görüldüğünü belirten Artüz o dönem ilk raporu da Marem’in hazırladığını ifade etti.

Müsilaj ortaya çıktıktan sonra en fazla sorulan soruların başında balık ya da midye yenmesinde sakınca var mı? sorusu geliyor. “Midyeyi müsilaj olmasa da yiyemezsiniz” diyen Artüz Marmara’ya özgü bir balık bulursanız, o zaman düşünün. Bazı göçmen balıklar var onlarla ilgili bir problem yok” dedi.

Bazı belediyelerin müsilajı temizleme çalışmalarına da değinen Levent Artüz “Boş yere emek ve para kaybı. Bunu temizlemenin olanağı yok. Süpürgeyle sahilde kum süpürmek gibi, sonunu bulamazsınız” dedi. Artüz “Bu organik bir madde ve parçalanacak. Bunun için de suda çözünmüş oksijene ihtiyaç var o da denizde çok az” şeklinde konuştu.

Levent Artüz ‘Bu kadar büyük bir biyokütleyi parçalayacak bakterilerin biyokütlesi ne olacak?’ sorusuna dikkat çekerek “Bundan sonraki süreci bilmiyoruz ama bundan daha kötü olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi. “Doğa alıcı ortam olarak kullanılamaz nokta” şeklinde konuşan Artüz “Bunun bıraktığı hasarları ne zaman ölçmeye başlayabiliriz noktasındayız. Bundan sonra karşılaşacağımız olgu bunu solda bırakacak” ifadelerini kullandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıkladığı Marmara Denizi’ni koruma eylem planını da değerlendiren MAREM projesi yürütücüsü, hidrobiyolog Levent Artüz “Marmara Denizi’nin 1989’dan beri yapılan deşarjlarla kirlendiğinin kabul edilmesi benim için çok büyük bir adım” dedi. Artüz “Haliç’i nasıl temizlediysek Marmara’yı da öyle temizleyeceğiz dendi. Umarım dil sürçmesidir. Başımıza ne geldiyse Haliç’in temizlenmesinden geldi” şeklinde konuştu. Levent Artüz “Buraya bu süreçle yüzleşme maddesini de eklemek isterdim” dedi.

Dünyanın en kirli akarsularından biri olarak kabul edilen Ergene’ye dikkat çeken Levent Artüz “Ergene’nin Derin Deniz Deşarjı ne olacak” sorusunu sordu. Artüz yine en fazla merak edilen sorulardan biri olan “Marmara Denizi’ne girilebilir mi?” sorusunu da yanıtladı. Levent Artüz “Marmara Denizi çok uzun zamandır zaten tam anlamıyla foseptik. Müsilajı görünce bunu sormak çok anlamsız” dedi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: